İstanbul Çekmeköy Ana Okulu 'na Göre Ana Sınıfı Eğitimi Niçin Gereklidir ?
ÇEKMEKÖY YAZ OKULUNDA YENİLİKÇİ BEYİN GELİŞTİRME AKTİVİTELERİ... http://www.cekmekoyyazokul.com

ÇEKMEKÖY YETENEK GELİŞTİRME MERKEZİ
YENİLİKÇİ PSİKOMOTOR ve PSİKOSOSYAL GELİŞİM AKTİVİTELERİ
DİKKAT, DENGE ve KONSANTRASYONU EN ETKİLİ, HIZLI ve KALICI GELİŞTİREN OYUN, SANAT ve SPOR EĞİTİMLERİ
JONGLÖRLÜK,
YARATICI DRAMA,
ANLAYARAK HIZLI OKUMA,
GİTAR,
PİYANO,
BATERİ,
RİTM,
YÜZME,
BİNİCİLİK,
BUZ PATENİ,
ZUMBATOMİK,
MODERN DANS,
KARİKATÜR ve ÇİZGİ FİLM ANİMASYON
17 Haziran 2013 tarihinde 1. dönem çalışmalarıyla başlayacak olan yaz okulumuz, çocuklarınızın spor, sanat, eğitim alanında ilgi ve yeteneklerini ortaya çıkarmak, Yaratıcı Drama, Müzik, Gitar, Piyano, Bateri-Ritm, Buz Pateni, Yüzme, Binicilik, Gezi, Gösteri, Zumbatomik, Modern Dans, KARİKATÜR ve ÇİZGİ FİLM ANİMASYON çalışmalarına katılmalarını sağlamak, bedensel, ruhsal ve düşünsel gelişimlerine katkıda bulunmak amacındadır.
Birinci dönem 12 Temmuz 2013 günü sona erecektir
Çekmeköy Yaz Okulu 2. dönemi çalışmaları 15 Temmuz 2013 pazartesi günü başlayıp, 9 Ağustos 2013 Cuma günü tamamlanacaktır.
3.dönem çalışmaları ise 12 Ağustos 2013 tarihinde başlayıp, 6 Eylül tarihinde sona erecektir.
Çekmeköy Yaz Okulu çalışmalarında Yaratıcı Drama, Müzik, Gitar, Piyano, Bateri-Ritm, Buz Pateni, Masa Tenisi, Gezi, Gösteri, Zumbatomik, KARİKATÜR ve ÇİZGİ FİLM ANİMASYON dallarında eğitsel dersler ile eğitimlerine devam edecekler. Profesyonel kadromuzun yanında, kültür – sanat ve eğitsel derslerimiz için Özel Alev Koleji Öğretmenlerinden Serdar GÜVEN görev alacaklardır.
Sabah öğrencilerimiz, evlerinden servislerle alınarak 09:05 te Çekmeköy Yaz Okuluna ulaşırlar. ‘Günaydın Sabah’ adı altında 10 dakikalık spor çalışması yaparak güne zinde başlamaları amaçlanmaktadır.
Guruplara ayrılan öğrencilerimiz günlük ders programlarına göre öğle yemeğine kadar çalışmalarını sürdürürler. Öğle yemeği sonrası eğitsel ve kültürel etkinliklerle desteklenen dersler 16:55 e kadar devam eder. 17:00 da çalıştırıcılarımız vasıtasıyla servislerine yönlendirilen öğrencilerimiz evlerine ulaştırılır.
YEMEK
Yemeklerimiz, tam donanımlı, Sağılıklı ve hijyen kurallarına uygun ve sürekli denetlenen yemekhanemizde hazırlanmaktadır. Beslenme programlarına önem verdiğimiz yaz spor okulumuzda, öğrenciler sportif çalışmalarının sonucu kaybettikleri enerji ve kalori miktarını tamamlayacak şekilde hazırlanan yemek listeleri ile beslenmeleri sağlanmaktadır.
Yemekhanemizde, özellikle anaokulu öğrencilerinin sağlıklı gelişimlerini desteklemek amacıyla dengeli ve düzenli beslenmeye esas alınan mönüler hazırlanmaktadır.
İstenildiği takdirde Sabah Kahvaltısı, Öğle yemeği ve İkindi kahvaltısı olmak üzere üç öğün yemek verilmektedir.
TEKNİK EKİPMAN
Sportif ve Kültürel etkinlikler için gerekli her türlü teknik ekipmanlar Çekmeköy Yaz Okuluöğrencilerimize hizmet sunulması için sağlanmaktadır. 1 Haziran Öncesi erken kayıtlarda %10 indirim uygulanacaktır.
İnternet adresi: www.cekmekoysurekliegitimmerkezi.com
www.cekmekoyyazokulu.net
E.mail: irtibat@cekmekoysurekliegitimmerkezi.com
Serdar GÜVEN
Çekmeköy Yaz Okulu Koordinatörü
Tel:0216 641 04 43

JONGLÖRLÜK
“Juglen “kökünden gelen bir kelime olup “hüner, ustalık meziyet ve maharet” gibi anlamlar taşır.Ortaçağda gezgin şairlere ve dil ustalarına verilen bir isimken , günümüzde iki ve yahut daha fazla objeyi , estetik hareketlerle müzik ve dans ile önceden deneyimlenmiş veya tasarlanmış koreografik uygulamalarla,bireysel ya da takım halinde ardışık olarak çeviren kişilere jonglör ,uygulama alanına jonglörlük ve bu sanat uygulamalarına jonglaj denilmektedir.
Bilgi çağı bizi alışıla gelmiş hayat düzenimizden farklılaştırırken, eskilerin yerine bir çok yeni değerler koyuyor.
Değişen dünyanın hızı, artık bizi eskisinden daha sık olarak yeni ortam ve durumlarla karşı karşıya bırakıyor.
Donanım ve hazırlığımız ne kadar yeterli ise bizi yapabileceklerimizden engelleyen ortam ve durumlar o nispette azalıyor.
Donanım ve hazırlığımızın oluşturulması ise artık hız ve verimlik doğrultusunda, en pratik olarak okullarda, işyerlerinde, yaşamın içinde ilgi ve faaliyet alanlarındaki eğitimlerle sağlanıyor.
Jonglörlüğün dört yönlü olarak amaçları;
Yatay eksende, eğitim ve eğlence tabanlı kişisel gelişimken,
Dikey eksende, bireysel katma değer yaratırken toplumsal fayda sağlamaktır.
Jonglörlüğün spor, sanat ve bilim dallarıyla ilişkili uygulamaları sırasında, eğlenceli vakit geçirirken aynı zamanda hem bedenimizi tanıyoruz hem de yeteneklerimizi öğrenme ve kullanma konusunda beceri geliştiriyoruz.
Spor, sanat ve bilimin birleşimi olan juggling, alt alanları olan;
Dans, müzik ve tiyatro ile çoklu zeka kuramına uyarlanarak eğitime sunulmuştur.
JONGLÖRLÜĞÜN YARARLARI
Psikomotor beceri gelişimi
Psikomotorik tedavi etkisi
Özgüven gelişimi
Öğrenme isteğinde artış
Görme,duyma,dokunma algılarında artış
Duruş,mimik ve jestleriyle kendini ifade edierek dışa vurma yetisi
Günlük yaşamda bağımsız ve uyumlu davranışı özendirme ve geliştirme
Grafomotorik terapi etkisi ile el yazısı gelişiminde destekler ve sorunlarıyla baş edebilmeleri için stratejiler ve kendilerine ait çözümyolları geliştirirler
Kurumlara bağlılık
Sağ ve sol beyin loblarını aynı anda kullanarak yaratıcılık
Yeniliklere açıklık
Zihin, beden, ruh sağlığı ve gelişimi
Sosyokültürel faaliyet ve organizasyonlara katılım
Konsantrasyon
Koordinasyon
Motivasyon
Soyut zekanın gelişimi(matematik, sanat,vb.)
İç dünyayı zenginleştirmek
Dış dünya ile iletişim
Uyum
Empati
Esneklik
Basit ve ileri derece denge sorunlarını giderme
Kanada’da McGill Üniversitesi Oftalmoloji Departmanı'nın yaptığı araştırmada, Jonglörlüğün göz tembelliğini tedavi edebileceğini ortaya çıkardı.
Ardışık olarak atılan topların denge, dikkat ve koordinasyonla havada yaratıcı hareketler gerçekleştirilmesini hedefleyen bir oyun olan Jonglörlüğün beyin ve iki gözü aynı anda çalıştırıyor. Bu veriden yola çıkan McGill Üniversitesi'nden bir ekip, 9 deney ve 9 kontrol grubu olmak üzere 18 kişilik bir grup üzerinde deney yaptı.
Göz tembelliğinin yaygın bilinen tedavi yöntemi bir gözü kapayıp, diğer gözü daha iyi görmeye zorlamak olarak bilinirdi. Ancak yapılan Jonglörlük deneyinde çok farklı sonuçlar ortaya çıktı. Deneye katılan 9 kişi, bir gözleri kapalı olarak 2 hafta boyunca 1 saat tetris oynarken diğer 9 kişi ise gözleri açık şekilde aynı süre koşullarında Jonglörlük yaptı. İki hafta sonunda gözleri açık bırakılan gruptakilerin görüş kabiliyetinde gelişme olduğu gözlemlendi.
Doktorlar, yetişkinler üzerinde işlevselliği test edilen ve olumlu sonuçlar elde edilen Jonglörlük ile göz tembelliğini tedavi yöntemini şimdi çocuklar üzerinde de denemek ve sonuçları görmek istiyor. Araştırmayı yürüten Dr. Robert Hess, iki göz arasındaki koordinasyonu arttıran oyunların gözü kapatmaktan çok daha iyi, eğlenceli ve daha çok işe yarayan bir tedavi yöntemi olduğunu söylüyor.
Çekmeköy Sürekli Eğitim ve Yetenek Geliştirme Merkezi olarak,
Çekmeköy Belediyesi Kültür Merkezlerinde düzenlediğimiz 'Çocuklarda Bütünsel Zeka ve Yetenek Gelişimi Seminerimizi' Nöroeğitsel Oyun Tasarımcısı ve Yaratıcı Drama Eğitmeni Serdar GÜVEN'nin değerli katkıları ile gerçekleştirdik.
Fizik Mühendisi ve Bilişim Uzmanı İsa SARI'nın sunacağı 'Bilişim Teknolojilerinin Çocuklar Üzerindeki Etkileri' konulu seminere tüm halkımız davetlidir.
Çekmeköy Belediyesi yetkililerine ve Değerli Çekmeköy Halkına ilgi ve katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Gelecek seminerlerde tekrar buluşmak dileğiyle...
İstanbul Çekmeköy Özel Atebay - Keloğlan Ana Okulu'na Göre Ana Sınıfı Eğitimi Niçin Gereklidir ?
Eğitimin, çocuklarımıza mutlu ve başarılı bireyler olma isteği ve yeteneğini kazandırmak olduğuna inanıyoruz.
Çocuklarımızın kendine özgü niteliklerini yitirmeden eğitim almalarını hedefliyoruz.
Her çocuk bizim için özeldir. Hepsi farklı kişilik özelliklerine, ilgi, yetenek ve farklı öğrenim stillerine sahiptir. Biz onlara bilgi ve yaratıcılıklarını özgürce ortaya koyabilecekleri bir öğrenme ortamı hazırlıyoruz. Sorumluluğumuzun çocuklarımızın düşünme yeteneğini geliştirmek, gelişen ve değişen dünyaya uyum sağlayan, hayat boyu öğrenen bireyler yetiştirmek olduğunu biliyoruz.
• Biz her çocuğun içinde, onun özgür, çok yönlü ve bir birey olarak yetişmesini sağlayacak değerler olduğuna,
• Toplumların mutluluğunu sağlamanın, cehaleti ortadan kaldırmanın ve demokratik bir toplum yaratma yolunun ancak toplumların iyi yetiştirilmiş bireylerce sağlanabileceğine; bu nedenle de insan için gösterilecek en önemli çabanın eğitim olduğuna inanıyoruz.
Çağımızda eğitimin amacı önceki kuşakların yaptığını yineleyen bireyler yetiştirmek değil, kendilerine sunulan her şeyi olduğu gibi kabul etmeyip, inceleyen, sorgulayan, yaratıcı çözümler bulabilen bireyler yetiştirmek olmalıdır. Her yaş grubu için özel olarak hazırlanmış programımız, Türkçe dili etkinlikleri, okuma yazmaya hazırlık çalışmaları, dikkat çalışmaları, proje çalışmaları, fen ve doğa çalışmaları, sanat çalışmaları, drama, müzik, dans, jimnastik, satranç, İngilizce, sinema, tiyatro ve gezilerle desteklenmiştir.
Her çocuğun kendini güvende hissedebileceği bir aile ortamına ihtiyacı vardır. Çocukların, okula başladıkları ilk günlerde ağlayarak gitmek istemeyişlerinin nedeni; yeni girdikleri ve birden bırakıldıkları bu yeni ortamda kendilerini güvende hissetmemesidir. Anne ve babasının onu bırakıp bir daha gelmeyecekleri düşüncesi ve okuldaki insanlara güvenmeme duygusudur. Okulumuzda uygulanan alıştırma programı ile bunları birkaç hafta içinde çözüyoruz. Çocuğun öğretmenlere güven duyması ve sevgi bağı kurması, alıştırma programının amacıdır. Okulumuzun ev sıcaklığı veren bir ortam olmasına da çok özen gösterdik. Ayrıca her çocuğu birkaç saatlik programdan, yarım güne, zihinsel ve duygusal açıdan hazırsa ve buna ihtiyacı varsa tam güne geçiriyoruz. Dolayısıyla sağlıklı bir şekilde eğitim sürecine başlattığımız çocukta ilk günlerdeki sıkıntıları artık geride bıraktığımız sıkıntılar oluyor.
Yuva Hizmetimiz :
Çocuklarımızın, bir aile ortamı içinde, çocuk eğitim bilimi gereklerine uygun olarak bakımlarını sağlamak, anne ve babaya daha güvenli bir çalışma ortamı hazırlayarak çocukların bakım ve eğitiminin yanında anne ve babanın da işgücü verimini artırmak amacı ile faaliyette bulunmaktadır.
0–6 yaş çocuklarının gelişimsel dönemlerine uygun hedefler doğrultusunda, yaratıcı, özgüveni yüksek, Paylaşmasını bilen,kendini ifade edebilen, estetik duygusu gelişmiş, hakkını koruyabilen, başkalarının haklarına saygı gösteren,Türkçeyi doğru ve düzgün kullanan, Ahlaki ve Kültürel değerleri bilen,Atatürk ilke ve Devrimlerine bağlı, Üniversite çalışan personelinin çocuklarına bakım ve eğitim hizmeti vererek, onların da işbirliği ile ilköğretime hazır, mutlu bireyler yetiştirmek, tüm çocukları ve çalışanları değişen dünyaya hazırlamak temel varlık sebebimizdir
Okul çağına gelmemiş çocukların eğitim ve öğretimlerinin yapıldığı yerlere de yuva denir. Çalışan annelerin çocuklarının bakıldığı, gerekli eğitimlerinin temin edildiği bu yerlere kreş de denir. (Bkz. Kreş)
Yuvamızda, 0 - 6 yaş gruplarına yönelik 4 sınıfımız bir yatakhanemiz bulunmaktadır. Sınıflarımızda eğitim ve öğretim; bir sorumlu öğretmen, bir öğretmen ve stajerler tarafından yuva müdürü gözetiminde verilmektedir. Okulumuzda çocuklarımızın sosyal, duygusal, zihinsel ve bedensel gelişimlerini gözlemlemek ve aile danışmanlığı vermek amacıyla bir pedagog bulunmaktadır. Bütün velilerimiz randevu sistemiyle pedagogumuzdan çocukları için danışmanlık hizmeti alabilmektedirler. Yaş Gruplarına Yönelik Aktiviteler olarak Yaratıcı Drama, Modern Dans (bale, halkoyunları), İngilizce, Bilgisayar, Eğitici Geziler vb. bulunmaktadır. Geleceğimiz olan çocuklarımızın, Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda, zihinsel, sosyal, duygusal ve bedensel kapasitelerini geliştirmek için, sevgi dolu bir ortam yaratılarak, gelişim alanlarına yönelik geleneksel eğitime alternatif olarak, Katılımcı Eğitim Modeli uygulanmaktadır.
Bununla birlikte, çocuklarımızın sorumluluk alabilen, isteklerini ve ihtiyaçlarını düzgün bir Türkçeyle ifade edebilen, sosyal ortamlarda varolabilen, olumsuzluk ve sorunlarla başa çıkabilen, bardağın dolu yanını görebilen, özgüven sahibi ve bağımsız bireyler olmalarını sağlamak, ilkelerimiz arasında yer almaktadır. Her çocuk farklıdır, özeldir ve ayrı bir kişiliktir...
Günlük programlarımızda, matematik çalışmaları, yazı çalışmaları, kavram geliştirici çalışmalar ile özbakım becerilerini geliştirmeye yönelik, etkinliklere yer verilmektedir. Yuvamızda, 2 - 6 yaş gruplarına yönelik 4 sınıfımız bir yatakhanemiz,yemekhanemiz ve bilgisayar odamız vardır. Öğretim yılı sonunda, çocuklarımızın yıl içerisinde yaptıkları resim ve el sanatları faaliyetlerinin sergilendiği bir sergimizin yanısıra ve bir yıl boyunca branş derslerimizden oluşan çalışmalarını sahneleyebilecekleri yılsonu gösterisi düzenlenir.
6 yaş grubu çocuklarımız; "İlköğretime Hazırlık Sınıfı" olarak, eğitim görmektedirler. İsteyen üyelerimiz, çocuklarını 7 gün 24 saat olmak üzere, yuvamıza bırakabilmektedirler.
Kreş hizmetlerimiz
Anneleri çalışmak zorunda kalan çocuklar, okula gidecek yaşa gelinceye kadar buralarda bakılırlar. Önceleri, kimsesiz çocuklara bakmak için açılan buna benzer yerlere “çocuk yuvası”denirdi. Bugün bilhassa avrupa, Amerika ve Rusya’da kadınlar, iş hayatında çalıştıklarından, buralarda kreşler çok gelişmiştir. Buralarda çalışan öğretmen ve hemşireler, özel olarak yetiştirilirler. Memleketimizde de her geçen gün kreşler artmaktadır.
Kreşler her devletin kendi yapısına göre kanüni düzenlemelerle kurulabilir Buralarda çocukların Sağlık durumları, eğitim ve beslenme gibi şartlar, devlet tarafından kontrol edilir. Kreşlerin özelliği, gayri meşru ( evlilik dışı) çocukların buralara alınmayışıdır. Kreşlerde çocuklar her bakımdan ( beslenme, sağlık) kontrol edilir. Anneleri çocukları emzirme saatlerinde gelerek emzirip tekrar işlerine döner.
Kreş ve kreşe benzer kuruluşlar, müslümanlıktan önceki Türk boylarında da görülür. Savaşlarda ölen askerlerin çocukları, devlet tarafından himaye altına alınırdı. Büyük Selçuklularda, Samanoğullarında, Türkiye Selçuklularında çocukların bizzat devlet tarafından korunması kanun konusu olmuştu. Amasya’da Mehmed Hüdabende tarafından kurulan darüşşifa kreşe benzer bir kuruluştu. Fatih Sultan
Mehmed han zamanında da kurulan küçükler, zayıflar koğuşu, o devrin anlayışına ve ihtiyacına cevap vermesine göre bir çeşit kreşti. manisa ve Süleymaniye Darüşşifa (Hastane)larında da bu şekilde bölümler kurulmuştur. Daha sonra bu kuruluşlar yerlerini Çocuk Esirgeme Kurumlarına, daha sonra da bugünkü manadaki kreşlere bıraktı. kanunlara göre kreş kurma ve işletme günümüzde şu şekilde bir yol takib eder.
iş Kanununun 81. maddesine bağlı olarak mart 1987’de yürürlüğe konan tüzükte hamile veya emzikli kadınların çalıştırılma şartları ile kreş ve emzirme odalarının durumları teferruatlı olarak düzenlenmiştir. Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun yüz elliden çok kadın işçi çalıştıran iş yerlerinde, bir yaşından küçük emzikli çocuklar için işçi anneler tarafından emzirilmeleri ve bakılmaları için işverenlerin kreş açmaları mecbüriyeti getirilmiştir.
kanun, birden fazla iş yerlerinin ortaklaşa kreş yapmasına müsaade ettiği gibi, hayır kurumlarınca açılan kreşlerden de işverenlerin faydalanabilmesine müsaade etmiştir.
ilgili mevzüatta ayrıca, kreşlerin nasıl çalıştırılacakları, çocukların bakımı, emzirilmesi, temizliği ve sağlık durumları, idaresi, erkek ve kadın personelin çalıştırılmaları ile bu gibi yerlerin sağlık açısından lazım gelen özellikleri belirtilmiştir.
ANAOKULU hizmetlerimiz
Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi.
İlk öğretim çağına gelmemiş 0-6 yaş grubundaki çocukların bir arada olabildikleri bakım, oyun ve eğitim yeri. Anaokulları, çocukları okul düzenine hazırlayan, okul öncesi bilgi ve görgülerin öğretildiği yerdir.
1915 yılına gelinceye kadar Osmanlılarda da buna benzer bir eğitim, Mahalle mektepleri, sıbyan mektepleri gibi isimler altında verilirdi. İstanbul'da nisbeten ana okullarına benzeyen mahalle mektebi, fethi müteakib, Fatih Camii yanında kuruldu. Beş ve altı yaşlarındaki kız ve erkek çocukları buralara devam ederek okuma - yazma öğrenirlerdi (Bkz. Mahalle Mektebi ).
1915 yılından sonra yürürlüğe giren Tedrisat-ı İbtidaiyye Kanun-ı Muvakkatı ile ilk mektepler bünyesinde ana okulları açıldı. Daha sonra, Cumhuriyet döneminde çıkarılan Ana Okulları ve Ana Sınıfları Yönetmeliği ile ilkokullar bünyesinde açılan ana okullarının, Kız Meslek Liselerinde de döner sermayeli ana okulların açılmasına imkan verildi. Ayrıca özel sektöre de ana okulu açma izni verildi.
1980’den sonra Türkiye genelinde ana okulları, kreş, çocuk yuvası, çocukevi gibi yerler özel ve kamu kuruluşları tarafından işletilmektedir. Bunlardan 0-3 yaş grubundaki çocuklar için, açılmış olanlara kreş; 3-6 yaş grupları çocukları için açılanlara Yuva ve çocuk evi ismi verildi.
Bu okulların denetimleri İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Sağlık ve Sosyal Hizmetler Müdürlükleri tarafından yapılmaktadır. Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı olanlara ana okulu, Sağlık ve Sosyal Hizmet Müdürlüklerine bağlı olanlara ise çocuk evi ismi verilmektedir. Bu okulların her ikisi ilkokul öncesi eğitim vermektedir.
Kanunlara göre, ana okullarında çalışan yönetici ve öğretmenlerin yüksek öğrenim görme şartı vardır. Kurucular için ise, böyle bir şart yoktur.
Yapılan son 1989-90 istatistiklerine göre, ana okullarından 0-6 yaş grubundaki çocuklardan yüzde 1’i, 3-6 yaş grubundaki çocukların ise yüzde 2’si faydalanabilmektedir.
ANAOKULU NEDEN GEREKLİ? NE ZAMAN VE NASIL BAŞLANMALI?
Anaokulu yaşantısı, ilkokul deneyimine önemli bir hazırlık sürecidir. Ebeveyn ve öğretmenler tarafından bilinçle yönlendirilen bir anaokulu deneyimi, çocuğun yaşına uygun "oyunla eğitim" ihtiyacını karşılarken, onun ilkokul ile başlayacak uzun eğitim yolculuğu için donanımını güçlendirir. Fakat ne yazık ki anaokuluna gitmenin gerekliliği tartışmalı bir konu başlığı olmaya devam etmekte. Annenin çalışma hayatında olup olmaması çocuğun anaokuluna gidip gitmemesiyle bağlantı bir karar olarak görülmekte.
Oysaki anaokulu, adı üzerinde okul formunda bir kurum olduğu, yani çocuğun oyun yoluyla sosyal, bilişsel ve duygusal anlamda yetkinliklerini geliştirici bir eğitim programı izlediği sürece, çocuğun en azından günde birkaç saatini geçirmesi için ideal bir ortamdır. Çocuk 2 yaşından itibaren, anneyle kendi benliğini ayrıştırma konusunda daha somut davranışlarda bulunur. Bu, çocuğun sosyalleşme ihtiyacının da göstergesidir. Çünkü çocuk, kendi benliğini sosyal ortamda, "diğerlerinin" yanında daha kolay keşfeder. Anneye/babaya alternatif bir otorite/öğretmen figürü, aynı oyuncaklarla ilgilenen diğer çocuklar faktörü, çocuğun evde daha sınırlı olan dünyasının zenginleşmesi için verimli bir gelişim ortamı sunar. Anaokulu ortamında oyuncaklar paylaşılmalı, kaynaklar sırayla kullanılmalı, öğretmenin program akışını takibini tüm çocuklar izlemeli, yani tam da dış dünyada olduğu gibi, oyun ortamında da bir kurulu düzen olduğu kavranmalıdır.
Anaokuluna başlama kararı verirken anne/babanın bu kararı içine sindirmesi çok önemli bir faktördür. Ebeveynin rahatlığı aynı şekilde çocuğa da yansır. Hazır olan anne-babanın çocuğunun, anaokuluna daha rahat alıştığı gözlemlenmektedir. Ebeveynin çocuğu anaokuluna gönderip göndermeme konusundaki tedirginlikleri, çocukta da anaokuluna gitmese de olabileceği yönünde bir inanç oluşturabilir. Oysaki, birkaç yıl içinde ilkokula kesinlikle gidilecektir, ve bu konu tartışmaya açık bir konu değildir. Bu yüzden çocuğun zihninin en verimli çağlarında, ki 0-6 yaş gelişimsel alanda çeşitli becerilerin edinilmesi ve sağlamlaştırılması açısından önemlidir, çocuğun doğru bir anaokuluyla tanıştırılması gerekir.
Doğru bir anaokulu seçiminin yapılması, ebeveynin bu konuda bilinç kazanmasıyla ilgilidir. Genellikle ilk araştırma, eve yakın olan anaokulları ile başlar fakat ev-anaokulu mesafesinin yakınlığı seçim yapmak için en doğru kriter değildir. Birkaç anaokulu gezmek her zaman değerlendirme zenginliği sağlaması açısından faydalıdır. Anaokullarını gezerken, eğitim programı içeriklerini sorgulamak, gün içinde çocukların neler yapıyor olduklarını gözlemlemek için biraz vakit ayırmak gerekir. Aklınıza gelen, merak ettiğiniz konularda soru sormanın en doğal hakkınız olduğunu unutmamak, ve araştırmalarınızın anaokulu personeli tarafından ne derece ılımlılık ve içtenlikle karşılandığını gözlemlemek, çocuğunuzu emanet edeceğiniz kişilerin çocuğunuzla nasıl iletişim kuracağını tahmin etmek açısından önemlidir. Anaokullarını gezerken, gün içinde çocuk sayısının ve program akışının yoğun olduğu saatleri tercih etmek, günlük akış hakkında daha doğru bir fikir sahibi olmayı sağlar. Çocuğunuzun yaşına göre anaokuluna nasıl bir düzen içinde devam edeceği konusunda anaokulu yetkilileri size öneri getirecektir.
Anaokulları çocuğun yaşına ve ailenin ihtiyacına göre esnek program izleyebilirler, önemli olan okulun önerisiyle sizin içinize sinen programın ortak bir noktada buluşabilmesidir. Çocuğunuz ilk önce anaokulunda daha kısa saatler geçirerek başlayabilir, ki bu her yaş grubu için doğru bir uygulamadır. Sonrasında çocuğunuzun okula güveninin artmasıyla ve sizin de süreci gözlemlemenizle, okuldaki yetkililerin danışmanlığında çocuğunuz için en uygun program oluşturulabilir. Anaokuluna başlama sürecinde ilk önce aileden vakti olan birinin çocuğa okulda eşlik etmesi oldukça önemlidir. Bu eşlik etme, çocukla birlikte okula gitme ve okul yetkililerinin size önerdiği bir yerde bekleme çerçevesiyle sınırlı olmalıdır. Okulda çocuk öğretmenine teslim edilmeli ve okulda size ayrılan bölümde çocuğu bekleyeceğiniz mesajı çocuğa verilmelidir. Böylelikle çocuk, öğretmeniyle ve ortamla tanışıklık kazanırken, bir yandan da aileden birinin okuldaki fiziki varlığıyla avunacaktır, ki bu, ayrılma sürecini sağlıklı etkiler. Günler ilerledikçe anne-baba okula sadece taşıyıcı olarak gelip gider hale gelir, beklemeye gerek duyulmaz. Bunun ne zaman olacağı tamamen çocuğun karakteri, okulun sizi doğru yönlendirmesi ve sizin de bu ayrılığı gerçekten istiyor olmanızla bağlantılı olarak değişir. Fakat ortalama olarak bir çocuğun tam olarak alışması yaklaşık bir aylık bir süreçtir. Çocuğu okula bırakırken ne zaman döneceğinizi paylaşmak çocuğa güven verir. Döneceğiniz zamanı saat olarak değil de, onun kafasındaki zamanlamaya uygun örnekler vererek paylaşmak çocuğu rahatlatır. "Sen öğle yemeğini yedikten sonra", "dinlenme vakti bitince" gibi zamanlama örnekleri vermek, çocuğunuzun program akışını somut olarak takip edip kendini sürece daha hakim hissetmesini sağlar. İlk başlarda o okuldayken sizin gün içinde ne yapıyor olduğunuzu bilmek isteyecektir. Neden kendisinin bir okula bırakılıp sizin başka bir yerde olmanız gerektiğini anlamak istemesi onun en doğal hakkıdır. Çalışan annelerin çocukları için bunu kavramak biraz daha kolay olabilir. Fakat annenin çalışmadığı durumlarda, çocuğa, okul yaşantısının çocuğun günlük hayatının bir parçası olduğunu anlatmak önemlidir. Zaten çocuk okuluna alıştıkça, öğretmenlerine bağlandıkça ve okuldan keyif almaya başladıkça, okul yaşantısının kendisi için bir rutin olduğu fikrini de benimseyecektir. Tüm bu anaokuluna alışma sürecinde ebeveynin çocuğa karşı dürüst olması, çocuğun okulda olduğu saatlerde kendisinin neler yapıyor olacağını paylaşması ve çocuğa söz verilen saatte dönülmesi alışmak için çocuğun işini kolaylaştırıcı etkenlerdir. Alışma döneminde çocuğun duygusal tepkileri biraz dalgalanma gösterebilir. Karnı ağrıyabilir, akşamları yatmadan ve sabah evden çıkmadan önce kaygılı yüz ifadeleri artabilir, size, okula gitmeye alternatif program önerileri getirebilir ve bu uğraşılarının sizde nasıl bir tepki uyandıracağını çok dikkatli gözlemler. Sizin kararlı ve net durmanız bu aşamada çok önemlidir . "Okul için ayrılmasına karar verilen vakit, okulda geçirilecektir" kuralına sadık kalmak ve bunu savunmak, düzeni oturtmak için çok önemlidir. Taviz vermek, anaokuluna alışma sürecini baltalar ve çocuğunuza, sizi kontrol edebileceğine dair mesaj verir. Oysaki okulla ilgili kararlar ebeveyne ait kararlardır. Sadece anaokullarını araştırma aşamasında sizin aklınıza yatan anaokulunu ikinci bir ziyareti çocuğunuzla birlikte yapmak, size çocuğunuzu o ortamda gözlemlemek, öğretmenlerle çocuğunuzun karşılıklı iletişimini görme fırsatı yaratması açısından yararlı olabilir. Gezdiğiniz her anaokulunu çocuğunuzla birlikte gezmeniz onun için sıkıcı olabilir çünkü bunlar sonuçta kısa ziyaretlerdir ve çocuğun okulla ilgili nasıl bir beklentisi olması gerektiği konusunda kafa karıştırıcıdır. Bu süreçte çocuğun, ailenin kararına uyum göstermek isteyecek kadar okuldan keyif alması, hem ailenin hem de çocuğun mutluluğu için varılabilecek en ideal noktadır.
Çocuğun okulda geçirdiği zamanı daha keyifle anmaya başlaması, gün içinde yaşadıklarını evde paylaşması çocuğun okulu benimsediğini gösteren bir işarettir. Bu noktada anne-babanın çocuğa karşı ısrarcı olmaması gerekir. Çocuk canı isterse gününün nasıl geçtiğini paylaşır. Bir şeyler anlatmak istememesi, onun gününün kötü geçtiği, ya da okulunu sevmediği anlamına gelmez. Anne-baba kendi günlerinden anektodlarla paylaşım konusunda çocuğa model olabilir. Örneğin "ben bugün falanca arkadaşımla buluştum", "bugün öğle yemeğinde "yedim" gibi örneklemeler, çocuğu da kendi gününün nasıl geçtiğiyle ilgili paylaşımlar için cesaretlendirebilir. Okula ilk başlanacağı günden birkaç gün önce çocuğu onu nasıl bir değişiklik beklediğiyle ilgili bilgilendirmek gerekir. Okulda gün boyu neler yapıldığıyla ilgili, "oyun" kavramı üzerinden çocuğu heveslendirmek yeterlidir. Okul yaşantısıyla ilgili çok fazla detaylı bilgi vermek yanıltıcı olabilir. Sürecin çok belirsiz kalmamasıyla birlikte, çocukta çok fazla beklenti oluşturma arasındaki dengeyi tutturmak gerekir. Anaokulu yaşantısını, öğretmeniyle birlikte çocuğun kendi hızında keşfetmesine izin vermek, okulun, çocuğun kendine ait bir sosyal alan olarak benimsemesine olanak sağlar. Sonuç olarak, anaokulu, çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimi için verimli ortam yaratarak hem 0-6 yaş gibi kritik bir dönemi zengin eğitimsel içerikli geçirmeyi, hem de ilkokulla birlikte başlayacak olan uzun soluklu eğitim sürecine temel hazırlamayı amaçlar. Yeter ki okulöncesi bu dönem, anaokulunun hem çocuk hem de aile için keyifli bir süreç olarak yaşanmasını sağlayacak bilinçli bir okul seçimiyle başlasın"
ETÜT MERKEZİ hizmetlerimiz
Etüt Merkezlerinde Yapılabilecekler:
Öğrenci Etüt Eğitim Merkezleri, öğrencilerin okul sonrasında ödevlerini öğretmenler gözetiminde yapabildiği ve okulda eksik kalan konuları branş ve sınıf öğretmenleriyle işleyerek eksiklerini tamamladıkları yerlerdir. İşlenen konular, her öğrencinin ihtiyacına göre belirlenebilir. Çalışan anne ve babalar akşam eve dönene kadar öğrencilerin temiz, güvenli ve huzurlu bir ortamda olmaları sağlanır ve öğrenciler akşam derslerini çalışmış ve ödevlerini bitirmiş olarak eve dönerler.
İdeal Bir Etüt Merkezi Nasıl Olmalı?
1. Çalışanlar çocukları güler yüzle karşılıyor ve rahat etmelerini sağlıyor mu?
2. Programa katılan çocuklar mutlu ve profesyonel gözetiminde mi?
3. Çocuklarınız öğrenme sürecinde bilgisayarlardan, sanattan, dramadan yararlanıyor mu?
4. Ev ödevlerine kaliteli yardım alabiliyorlar mı?
5. Çocuklarınız ne yapmak istedikleriyle ilgili, nasıl yapacakları ve kimle yapacaklarıyla ilgili seçme şansları var mı?
6. Çocuklarınızın devam ettiği program, onlara hem mekan içi hem de açık hava aktiviteleri sunuyor mu?
7. Ev ödevlerinden, fiziksel aktivitelere, spordan, yaratıcı sanatsal faaliyetlere, sosyalleşmeleri önemseniyor mu?
8. Faaliyetlerde yaşa uygunluk gözetiliyor mu?
9. Aktiviteler çocukları özendiriyor, heyecanlandırıyor mu? Yeni beceriler ve amaçlar kazanmasına yardımcı oluyor mu?
10. Mekan temiz ve iyi şartlarda mı?
11. Çalışan sayısı çocuklarla bire bir ilgilenme için yeterli mi?
12. Çocukların her zaman nerede olduğunu takip eden bir sistem var mı?
13. Program saatleri ailelerin isteğine ve ihtiyaçlarına uygun düzenleniyor mu?
14. Çalışanlar sizlerin öngörülerinizle ve çıktılarla ilgili mi?
15. Yürütülen program aileleri,çevre ileri gelenlerini ve diğer kişileri programa dahil etmekte cesaretlendiriyor mu?
Etüt Merkezinin Öğrenciye Sağladığı Faydalar Neler Olabilir?
1. Daha iyi not ve yüksek akademik başarı sağlar: Etüt programlarına devam eden öğrenciler okullarında matematik ve sözel derslerde daha fazla başarı gösterirler.
2. Okumaya ilginin ve yeteneğin artması: Programlarda hobi olarak okuma ve yazma dersleri verilir. Öğrencilere yüksek sesle okuma saatleri yapılması, onların okuma yeteneklerini artırır.
3. Yeni beceriler ve ilgi sahaları sunar: Etüt programı, çocuklara bu programa devam etmeseler bulamayacakları aktiviteler sunar.
4. Okul devamlılığını artırır: Programların verdiği özgüven ve başarı onları okula devam etme yönünde istekli hale getirir.
5. Ev ödevleri daha kaliteli yapılır: Ev ödevlerinin yapılması programın önemli bir parçasıdır. Öğretmen gözetiminde yapılan ev ödevleri öğrencilerde çalışma alışkanlığı yaratır, sistematik ve sonuç odaklı çalışmayı öğretir. Okul öğretmenleri bu programa katılan öğrencilerin ev ödevlerinin daha nitelikli olduğunu belirtiyor.
6. Öğrencilerin ufku genişler: Kendileriyle okul dışında ilgilenen profesyonel yetişkinlerin olması, onlarda yüksek okul okuma isteğini arttırır.
7. Okuldaki davranışlarını olumlu yönde etkiler: Araştırmalar bu programlara devam eden öğrencilerin, okullarında olumlu davranış sergiledikleri,çatışmaları iyi idare ettikleri, yaşıtlarıyla ve okul görevlileriyle uyumlu davranışlar sergiledikleri gözlemleniyor.
8. Olumlu sosyal davranışlar kazanırlar: Bu programlara devam eden çocuklara,kendi okullarına oranla daha fazla serbestlik tanınmakta. Araştırma bu çocukların okul dışı zamanlarda geliştirdiği iletişimin daha iyi ayarlanmış ve daha sağlıklı olduğunu gösteriyor.
9. Kendilerine olan güveni arttırır: Bu programın en başarılı parçası yetişkin-öğrenci ortak çalışmasıdır. Çocuklar kendileriyle diyalog kuran,onları dinleyen ve saygı duyan yetişkinler ister.
10. Agresif hareketlerin kaynağı olan televizyon izleme zamanlarını azaltır: Çocukların okul dışı zamanlarının büyük bölümü televizyon izleyerek geçirdiği biliniyor.
11. Bu program uzun vadede maddi kazanımlar sağlar: Çocuklarımızın sınıf tekrarlarını önler, sağlam alt yapıları sayesinde ilerde sınavlarda daha kolay başarı sağlarlar.
Öğrencilerimizin okuldan çıktıktan sonra ailelerine kavuşuncaya kadar geçen süre içindeki zamanlarını değerlendirecekleri Etüt Eğitim Merkezi ile ilgili aşağıda merak edilebilecek bazı soru ve cevaplara yer verilmiştir.
Etüt Eğitim Merkezi’nin Amacı Nedir?
Etüt Eğitim Merkezi, okul sonrasında öğrencinin önce günlük ödevlerini tamamlamak için gerekli öğretim desteği alabildiği, sonra da kendi seçeceği etkinliklere katılabildiği bir programdır. Etüt Merkezi’nde çocukları sıkmayacak, sıkmadığı gibi eğlendirecek, eğlendirirken de eğitecek bir çalışma programı uygulanmaktadır.
Etüt Eğitim Merkezi’nin Saati ve Programı Nedir?
Etüt Eğitim Merkezi 15.30 ile 18.20 saatleri arasında aşağıda belirtilen düzene göre tasarlanmıştır. Etüt Merkezi etkinlikleri, alışılmış ders kalıplarından değildir. Bu nedenle, veliler istedikleri saatte çocuklarını alabilirler. Ayrıca, bale, yüzme vb. Yaygın Eğitim Programlarına devam eden öğrencilerimiz de Etüt Eğitim Merkezi ne kayıt olabilirler.
Etüt Eğitim Merkezi Program Formatı
Saat Toplu ve Bireysel Etkinlikler
15.30-15.45 Hazırlık ve İkindi Kahvaltısı
15.45-16.25 Ödev - Pratik İngilizce - Seçmeli Etkinlik
16.25-16.35 Teneffüs
16.35-17.15 Pratik İngilizce - Seçmeli Etkinlik - Ödev
17.15-17.25 Teneffüs
17.25-18.05 Eğlence-Dinlence-Toplu Sosyal Etkinlikler
18.05-18.20 Dönüş Hazırlığı ve Servislerin Hareketi
Etüt Eğitim Merkezi’ne Kayıt Olmanın Koşulu Nedir?
Etüt Eğitim Merkezi, çevresindeki diğer okulların öğrencilerine de açıktır. Velilerimizin erken kayıt yaptırmaları Etüt Eğitimi Merkezi’nin öğrencilere daha zengin ve daha özgün program seçenekleri hazırlamasını kolaylaştıracaktır. Kayıtlarımız devam etmektedir.
Etüt Eğitim Merkezi’nin Ücreti Nedir?
2012-2013 Eğitim-Öğretim yılındaki aylık katılım ücreti...... Etüt Eğitim Merkezi’nde kayıtlar aylık olarak yenilenir. Öğrenci herhangi bir kayıt döneminde kayıt yaptırmayabilir veya kaydını geri alabilir. Kaydını sildiren öğrencilerin ödedikleri kayıt ücreti bir defada ve kesintisiz olarak geri ödenir. Ancak, geri ödemenin gerçekleşebilmesi için o ayın etkinliklerinin başlamasından en geç iki gün önce Etüt Eğitim Müdürlüğü’ne yazılı olarak bildirilmesi gerekmektedir. (Kardeşlere ve Terakki Vakfı Okulları mezunlarının çocuk ve torunlarına %10 indirim uygulanır.)



